|
|
"SORU DA BİLGİDEN ÇIKAR, CEVAPTA". M.Celaleddin-i Rumi
Sizce Kim Bunlar?
(Gaziantep, Adıyaman, Kilisli olan bu resimde tanıdığınız varmı)
|
|

BİLİNÇLİ GELECEĞİMİZ ÇOCUKLARIMIZ
2004 Trafik yılında öğrenciler ile sürücü, araç, yol ve trafik polisini tanıştırmak ve biribirlerini anlamalarına yardımcı olmak amacı ile Ş.Peri İlköğretim okulu 8. sınıf öğrencilerini Gaziantep-Adıyaman karayolu Karaca ören kavşağında kontrol yapan görevlilerimizin yanına götürdük. Görevlilerimizin durdurduğu sürücülere bunun bir eğitim çalışması olduğunu söyleyerek zamanı olanların öğrencilerin sorularını yanıtlamasını istiyorduk. Öğrencilerin öğrenmek istedikleri trafik kuralları ile eğitimin ilişkisi idi. Polis; aracı durduruyor uygulamanın amacını söylüyor, öğrenciler soru sormaya başlıyordu. Emniyet kemeri takana da takmayana da eğitim durumunu soruyorlardı. Bu sırada bir belediye başkanımız makam otosu ile geldi emniyet kemeri takmayan bu başkanımıza da durumu anlattık ve zamanı olduğunu söyleyince öğrenciler kemeri neden takmadığını sordular, başkanımız zor durumda kalmasın diye bende 'arkadaşlar bu belediye başkanımız dedim' önlerini kesmeye çalışmıştım. Öğrenciler hep bir ağızdan 'HOCAM TRAFİK KAZASI BELEDİYE BAŞKANI VEYA BAŞKASINI AYIRMIYOR Kİ' dediler. Haklılardı.
Ömer ÇOBAN 16.10.2006
BEN ŞAMBAYAT'ım
Akdağların duldasıdır otağım. Bir omuzdan bir omuza Sırtımı dayamışım Anadolunun Toroslarına,
Nice asiler gölgemde barınmış, yudum yudum beslemişim, Gürlevik sularımla
Nice boz eşkıyalar kol gezmiş üzerimde Yenilmemişim Azim Allah, yılmamışım Teslim olmamışım he Vallah!
Fırat, avucumdaki tuza uzanan kuzu gibi yalamış topraklarımı, Kışları kabarmış ayran gönüllü, elinde testisi suya giden taze gelinlerimi götürmüş, Yazları çekmiş ıslak dudaklarını yanağımdan, esirgemiş bereketini. Aç kalmışım susuz kalmışım Sesim soluğum çıkmamış, sabrın serabına dalmışım.
Göksu... Avuçlarımda coşkunsu... Gözümün yaşı, ağzımın şörüğü, damarlarımda dolaşan asil kan, yüreğimde özümsu. Atmışım köprülerini zulmün; Canıma, malıma ve ırzıma göz koymuş ağalara başkaldırmışım. Esaretin kan gülleri uzak dursun, ben özgürlüğün elime batan dikenine sevdalanmışım.
Oymak oymak boy atmışım Kuş uçmaz, kervan geçmez yazılara can katmışım.
Beseri... Düz ovalarımın eseri..Kızıl kanat yayla çiçeği,Paha biçilmez değeri
Kara Halil... Duruşu yar, bakışı asil; Yakar düşman bağrını, dosta eser efil efil
Atmalı... İçindeki suskunluğu atmalı Deli dumrul heyecan katmalı Ninni soluk uzanmalı dizinin dibine Başını koyup göğsünde yatmalı
Başlı...Yedi düvel münkire rest çeken başlı Yiğitler diyarı heyy.. Kara yağız, kara kaşlı
Zurnacı...Başımın tacıKurt düşmüş yaralarımın ilacı;Ben seninim, sen benimsin ya, öldürse de gam yemem bu acı..
Akkuyu... Özü gibi duru suyu Durursa dik durur, yatarsa yüzü koyu Kanı şirin, pak huyu
Çakallı... Âlime taş çıkartacak kadar akıllı; Ağır başlı, oturaklı... Heybetli, yüreği çatallı.
Canhor... Hasretine dayanmak zor Özge canım, gökçe sılam Yüreğimde yanan kor
Kötüre... Hakk iyiliğini vere, acılarını götüre...Rızkını bol, bahtını açık getire...
Şenlikçi... Gözümün nuru, ciğerimin içi...Alnımın akı, yüzümün gamzeli güleçi...
Yani bir bütün olarak ben Oğuz boylu Yörük soylu Dallarım uzamış bedenimden oba oba Damarlı yaprağım yeşil, meyvelerim muhayyer; Kök salmışım Orta Asyadan Anadoluya, Erenlerim ve Pirlerimle beraber Elimde zeytin dalı, heybemde gonca güller.
Ben ki; Akıncıların nal sesi kaypak kulaklarda uğuldayan, batılı sarmış firez yangını; Kara saban peşinde koşan ellerim kahhar ve cabbar, Zülfikar yüreğim dağlar cihanı.
Ben; göklerde dalgalanan ay-yıldızın gölgesi; Kara bulutlar peydahlanmış üstüme, Göksunun Gâvur gölünde boğmuşum ihaneti Nice seferberliklere kınalı kuzular yollamışım, Sarıkamışta kar katma olmuş, Çanakkalede etten duvar gövdesi Haçlının demir korkuluklu şövalyeleri kim oluyor, Şah-ı merdan erlerim Hakkın yıkılmaz kalesi.
Harranın öz kardeşi canhıraş ovalarım Buğday başağım süt kokar, tütünüm misk-i amber; Sağlı sollu vurur çapayı marabalarım kör talihin gözüne gözüne Ellerim nasır, alnımda ter
Kimseye minnet etmem, avuç açmam muhannete Kendi yağımda kavrulurum... Saftır özüm, doğrudur sözüm; Mayası halis Evliyalarımın dualarıyla yoğrulurum.
Yanıktır avazım biline, Türkülerim yanıktır; Şelpe şelpe sazların tınısına işlemiş acılarım, tellerim kırıktır; Bin yıllık kültürümün aynası türküler, hayatımın üryan öyküsü Efkârım duman duman halime tanıktır
Ben; ak tolgalı beylerin dörtnala atı, güneyde düşman göğsüne dayanmış serhatım Zaloğlu Rüstemin keskin kılıcı, gürzüyle dağları un eden Ferhatım.
Ben... Yunus dilinde şefkat, Yavuz elinde pusatım;
Ben ŞAMBAYAT"ım...
Ali YAŞAR 30.10.2006
ULAŞIM TERCİHLERİNİN ÜLKELERİN GELİŞİMİNE ETKİSİ
1. Dünya savaşına girererk yenilen, sınırları değişen, sosyo ekonomik açıdan çöken daha sonra da siyasal yapıları değişen iki coğrafya; Osmanlı ve Almanya.
2. Dünya savaşına girip yenilen aynı sıkıntıları bir daha yaşayan coğrafyadan birisi yine Almanya.
Ekonomisi iki defa çöken Almanya ile bir defa çöken Ülkemizin gelişimine 87 yıl aradan sonra başka bir açıdan bakalım.
Almanya; Bu ülkede yük ve yolcu taşımacılığının %58.2 karayolu, % 22..5 i demiryolu, % 12 si denizyolu, % 7.3 ü havayolu ile sağlanmaktadır. Ağır vasıta araç başına düşen otomobil sayısı 19 dolaylarındadır.
Türkiye; Ülkemizde yük ve yolcu taşımacılığının %95 i karayolu, % 4 ü demiryolu, % 0.8 denizyolu, %0.2 si havayolu ile sağlanmaktadır. Ağır vasaıta araç başına düşen otomobil sayısı 3 dolaylarındadır.
Her iki ülke arasındaki ulaşım tercihlerini ve oranlarını açığa çıkardıktan sonra bu tercihlerin avantaj ve dezavantajlarına bakalım. Karayolu ulaşım araçları kullanım açısından pratik, sevk ve idaresi kolay, ulaşılmak istenen yere nokta ulaştırması yapar, ancak yarattığı tehlike açısından demiryolundan 27 kat, denizyolundan 16 kat daha tehlikelidir.Maliyet açısından demiryolu ulaşımı 1/3, deniz yolu ulaşımı 1/4 oranında daha ucuzdur. Canın bir bedeli olamaz ancak karayolu ulaşımının maliyetine bir de trafik kazaları sonucu ölümler, yaralanmalar, sakat kalmalar ve maddi hasarı da eklediğimizde üretim maliyetlerinin daha da arttığı, dolayısı ile kazancın azaldığı görülecektir.
Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olup, deniz nakliyatına elverişli, tersanecilik konusunda ileri seviyelerde, denizcilik alanında yeteri kadar deneyimli iş gücümüz bulunmaktadır.
Yine demiryollarımızın tarihi de Osmanlı İmparatorluğu zamanına dayanmakta o dönemde yapılmış demir yollarımızın büyük bir kısmı bakımsız da olsa halen kullanılmaktadır.
Toplumumuz deniz ve demir yolunun yabancısı olmayıp bu konularda kültür de oluşturmuştur. Bu iki alanda da birikimlerimiz bulunmaktadır. Ülke genelinde çok sayıda örneği olmakla birlikte yakın çevremizde de bunun örneklerini bulmak mümkündür. Gölbaşı, Gaziantep ile Arap yarım adasına kadar uzanan Kilis demir yolları ile Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde asırlarca önce yapılıp kalıntıları kısmen duran köprüler, yıllarca önce ulaşımı sağlayan lastik veya tahta sandallar bu kültürün yakın çevremizdeki görülebilen örnekleridir.
Bu konularda toplumumuzda bilgi birikimi var ancak, bu birikimi açığa çıkarmayı sağlayacak tercihler galiba yanlış yapılmıştır ki bizimle birlikte yola çıkan ülkelerin gelişmişlik seviyeleri bizden çok ileridedir. Bizler karınca gibi ilerlerken onlar dev adımlarla ilerlemiş, fert başına düşen milli gelirleri bizimkinden hızlı artmıştır. Doğal olarak ta bu gün o ülkeler bizden daha zengindir. Onlar ekonomik ve riski az olanı tercih etmiş, biz maliyet açısından 3-4 kat daha pahalı, tehlike açısından 16-27 kat daha tehlikeli olanı tercih etmişiz.
Aramızda ki gelişmişlik farkının nedeni onların bizden daha akıllı, çalışkan veya vatansever olduklarından değil, tercihlerindeki akılcılıktandır.
Ulaşım tercihlerimizin yeniden gözden geçirilerek dağılımının bilimsel ölçüler kullanılarak günün şartlarına uyumlu ve verimlilik yaratacak şekilde yeniden düzenlenmesi Ülkemizin gelişimini olumlu etkileyebilecektir.
|
|
|
Ömer Çoban
Gaziantep Oluşum Gazetesi (1083)
Besni Ekspres Gazetesi (823)
www.adıyamanlılar.net |
|